Modern
Türkiye'nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk
(1881-1938)
ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ - ASIL METİN
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk
istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza
ve müdafaa
etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel,
senin, en
kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum
etmek
isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal
ve
Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için,
içinde
bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan
ve
şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal
ve
Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş
bir
galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz
vatanın
kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün
orduları
dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün
bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin
dahilinde
iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet
içinde
bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi
menfaatlerini,
müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet,
fakru
zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk
istikbalinin evladı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk
İstiklal ve
Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki
asil
kanda mevcuttur.
Ankara, 20 Ekim
1927
-o-
ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ - YENİ
TÜRKÇE
Ey Türk Gençliği!
Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk
Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin
korumak ve savunmaktır.
Varlığının ve
geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en
değerli güven
kaynağındır. Gelecekte de, yurt içinde ve dışında, seni bu
kaynaktan yoksun
etmek isteyen kötücüller bulunacaktır. Bir gün,
bağımsızlığını ve
cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan; ödeve atılmak
için, içinde
bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını
düşünmeyeceksin! Bu olanaklar
ve koşullar çok elverişsiz olabilir.
Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak
isteyecek düşmanlar, bütün dünyada
benzeri görülmedik bir utku kazanmış
olabilirler. Zorla ve aldatıcı
düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri
alınmış, bütün gemilikleri ele
geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve
yurdun her köşesine düşman
girmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı
ve korkunç olmak üzere,
yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve
sapkınlık içinde
olabilirler. Üstelik, hainlik de yapabilirler. Daha kötüsü,
iş başında
bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan
düşmanların
siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve
sıkıntı içinde
ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.
Ey Türk geleceğinin
gençliği!
İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk
bağımsızlığını ve
Cumhuriyetini kurtarmaktır! Bunun için gereken güç,
damarlarındaki soylu
kanda vardır!